Wednesday, February 22, 2012

Rize'den Bir Anarsist Gecti...


"Başımız dimdik yürüyoruz çünkü boynumuza kadar boka battık!"

21-22 Subat 2012 tarihleri arasinda "Bir Anarsistin Kaza Sonucu Olumu" adli oyun Rize turnesindeydi. Eh burasi Rize. Devlet Tiyatrolarinin, ve genel olarak bilimum butun sosyal etkinliklerin unuttugu yer, ayda 1 kere oyun gelir ve bizim secenegimiz olmadigindan oyun iyi mi kotu mu demeden gelen her oyuna gideriz.

"Bir Anarsistin Kaza Sonucu Olumu" deli(Ersan Utku Olmez) karakteri haricinde oyunculuklarin vasat oldugu ama tiyatro metninin muhtesem oldugu bir oyundu. Oyunu "Dario Fo" kaleme almis ve olay 1969 Italya'sinda geciyor.
Devlet Tiyatrolari'ndaki Tanitimi: Duoma Meydanı civarında bir bomba patlamış ve on altı kişi yaşamını yitirmiştir. Polis anarşistleri suçlar ve aralarından birini tutuklar. Adı Giuseppe Pinelli. Daha sonra gözaltında tutulduğu emniyet müdürlüğünün penceresinden atılmış olarak bulur. Ve arşivlere “Kaza Sonucu Ölüm” olararak kaldırılir.
Sözümona bir anarşist, emniyet müdürlüğünün camından atlayarak ‘intihar’ eder.. Ve bir ‘deli’ sorgulanmak üzere aynı binaya getirilir. İşte, emniyet teşkilatının kaderini değiştiren olaylar da tam bu noktada başlar.. Bu soruşturmayı aktörlük hastalığı olan bir deli oyun alanı haline getirecek, gerçeğin resmi söylemin bir hayli uzağında olduğunu gösterecektir.




(ERSAN UTKU OLMEZ"in enerjisine ve oyunu alip goturusune hayran kaldim)

Oyun son zamanlarda izledigim en iyi oyundu. Burjuva demokrasisi ve liberalizm'le nasil guzel dalga gecilir'i gordum sahnede. Skandallar sayesinde insan cani uzerinden devlet otoritesi nasil guclenir dersi de muhtesemdi. 1969 Italyasi ile gunuzmuz Turkiyesi nasil da benzermis agzim acik izledim. Turkiye'nin icinde bulundugu durum, secilmisler-atanmislar-okunmuslar-uflenmisler tepisirken arada ezilenlerin hep ezilen olarak kaldigi guzel ileri demokratik ulkemin gercekleri de oyunun son kismina caktirmadan sokusturulmus ya; oyunu Turkceye cevirip ulkemize modifiye eden her kim ise helal olsun dedirtti. Ilk perdenin sonlarinda plois memurlarinin "kizil yildiz" marsini soylemelri de hem ironik hem etkileyiciydi.

Son olarak Rize'de bu oyun nasil gosterildi, hem de Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafindan hayretler icersindeyim. Padisahim Cok Yasa diye bagirmayan butun gazeteci, yazar akademisyen taifesinden kim varsa iceri alinip yargilanmadan gunlerce nedensiz yere gozaltinda tutuldugu bir donemde hem de. Lan ulkede cidden demokrasi ve ozgurluk mu var acaba desem de bir an... Yok yok daha neler. Bunlar bizi fislemek icin o tiyatro sahnesinde toplamis olmasinlar sakin paranoyasi hemen ardindan geldi. (Iste bu olsa bile sasirmayacagimiz garip gunler geciriyoruz.) Neysem keser doner sap doner gun gelir bu devran da doner elbet. Bizler bu oyunun yanlizca izleyicileriyiz, taraf olamadigimiz icin bertaraf edilmeye calisilan.

Oyunu bir kere izlemek yetmedi. Bir sahne daha olsaydi keske dedim icimden hic bitsin istemedim. En kisa zamanda tam metnini bulmaya calisacagim.

Iyiki sanat var. "Kirletilmis kayitsizligin her turlu vahseti mumkun kildigi bu dunyada, kendi mansetini hayatinin basina cekebilmis cesur deliler de olmasa..." Ahh bu hayat cekilmez... Cekilmez blogcan cekilmez.

0 yorum:

Post a Comment

elini korkak alistirma...